Çarşamba, 06 Şubat 2008 13:40

Artısı: Apple iPhone muhteşem bir ekrana, zarif bir tasarıma ve yenilikçi dokunmatik arayüze sahip. Safari Browser, web gezilerini süper bir deneyime dönüştürüyor ve kolay kullanılabilen uygulamalar sunuyor. Ayrıca bir iPod olarak da çok başarılı...
Eksisi: Tutarsız bir arama kalitesine sahip ve çoğu cep telefonunda bulunan stereo Bluetooth desteği ve 3G uyumluluğu gibi bazı temel özellikler de eksik kalmış... Müzik içeriğini kontrol edebilmeniz için telefonu bilgisayarla senkronize etmeniz gerekiyor.
Sonuç: Birkaç atlanmış detaya rağmen Apple iPhone, MP3 çalar-cep telefonu sentezine yeni bir boyut getiriyor...
Apple Macworld 2007’de ilk olarak iPhone’u duyurduktan sonra teknoloji dünyasında sorular hiç bitmedi... Apple son dakikaya kadar tüm ayrıntıları kapılı kapılar ardında sakladığı için çoğumuz tahminlerde bulunduk. Fakat artık spekülasyonlar bitti. İşte herşey ortada.
Peki, iPhone gerçekten bu kadar güzel mi? Kesinlikle. Ya kullanımı söylendiği kadar kolay mı? Kuşkusuz. Ya abartıldığı kadar var mı? Pek söylenemez. Yanlış anlaşılsın istemiyoruz; şık arayüzü, müzik ve video özellikleri, yenilikçi tasarımıyla iPhone kesinlikle çok hoş bir cihaz. Fakat herşeyden önce bir telefon olduğu düşünülürse bazı eksik kalan detaylar, mükemmel görünen imajını bozuyor diyebiliriz.
MenülerNeyse ki rahatlıkla hem arayüzün hem de dokunmatik ekranın beklenilenden çok daha kullanıldığını söyleyebiliyoruz. Dahası ellerimiz hiç bir stylus aramadı. Hatta tuştakımındaki dokunma hissi hariç, hiçbir işlevi parmaklarımızı kullanarak yaparken zorlanmadık. Her dokunmatik ekranda olduğu gibi iPhone ekranı da parmak izlerinden payına düşeni alıyor ama dikkat dağıtacak kadar bir izle karşılaştığımızı söylemek haksızlık olur. Mesaj yazmak oldukça hızlı ve kolay oldu. Büyük parmakların bile rahatça doğru harfleri bulacağını da burada görmüş olduk...
Yine de arayüz ve klavyenin mükemmele ulaşmasında hala biraz daha zaman var. Başlangıç olarak; bir e-mail veya mesaj yazarken ancak telefonu dik konumda tutarsanız klavyeyi görebiliyorsunuz. Sonuç olarak sadece bir parmağınızla rahat yazabiliyorsunuz. Bu da yazı yazma hızınızı biraz düşürüyor. İki elinizi de kullanmak mümkün elbette. Fakat biz böyle yazmayı biraz karmaşık ve, daha büyük parmaklılar için, yorucu bulduk. Bir rahatsız edici durum da noktalama işaretlerinin başka bir klavye seçeneğinde bulunması oldu...
Uzun listelerde kaydırma seçeneğini de biraz can sıkıcı bulduk. Telefon rehberi veya müzik çalma listelerinde parmağınızı aşağı kaydırdığınızda bir kısım aşağı doğru gidiyorsunuz fakat tamamen listenin sonunda gidebilmek için bu işlemi tekrarlamanız gerekiyor. Diğer taraftan yanda bulunan alfabede bulunan harflerden birine bastığınızda o harfle başlayan isimler veya müziklere ulaşmanız mümkün... Tuşların olmaması parmaklarınızın çok egzersiz yapacağı anlamına geliyor. Mesela arama ve sonlandırma tuşları olmadığı için iPhone bu seçenekleri ancak telefon modunda gösteriyor. Demek ki o noktaya ulaşana kadar parmaklara marş marş!
Eleştiriler bir yana; iPhone’un ekranı dokunmatik teknolojisi söz konusu olduğunda oldukça başarılı bir sonuç veriyor. Parmağınızı farklı biçimlerde oynatarak farklı özellikleri çalıştırabilmeniz mümkün. Mesela bir mesajı yakınlaştırma ihtiyacınız olduğunda istediğiniz noktaya basılı tutarak bu isteğinizi gerçekleştirebiliyorsunuz. Daha sonra parmağınızı kaldırmadığınız sürece de yazının üstünde büyüteçle dolaşmanız mümkün... parmaklarınızı çimdik hareketini dışarı doğru gibi yaptığınızda yakınlaşıp tam tersinde ise uzaklaşabiliyorsunuz. Mesajları okurken üzerinden biz çizgi halinde parmağınızı geçirirseniz karşınıza ‘delete’ seçeneği çıkıyor. Bu sayede gereksiz mesajları da hızla silmek oldukça kolay oluyor.
Telefonun hareket algılayıcıları sayesinde iPhone’un ekran yönelimi otomatik olarak değişebiliyor. Telefonu müzik, video veya web’de gezinmek amaçlı olarak yan çevirdiğiniz anda ekran da yatay konuma geçiyor... Yakınlık algılayıcısı ise telefonuzu kulağınıza götürdüğünüz anda dokunmatik ekranı kilitliyor.
Dış özellikler
iPhone’un dokunmatik olmayan tek tuşu hemen ekranın altında yer alıyor. Bu tuş hangi uygulamayı kullanıyor olursanız olun sizi hemen ana menüye döndürüyor. Telefonun tepesinde yer alan tuş ise aramaları ve telefonun gücünü kontrol etmenizi sağlayan çoklu bir göreve sahip. İstenmeyen zamanda bir arama geldiği zaman bu tuşa basarak telefonu hemen sessize alabiliyorsunuz. İki kere basarsanız aramaya sesli mesaj gönderebiliyorsunuz. Bunun dışında telefonu bekleme moduna almak veya açmak için yine bu tuştan yararlanabiliyorsunuz. iPhone’u tamamen kapamak içinse bu tuşu uzun süre basılı tutmanız yeterli...
Telefonun sol yanında ses ayar tuşları ve bir sessiz tuşu bulunuyor. Palm Treo’larda bulunan bu tuş daha çok cep telefonunda görmek istediğimiz özelliklerden... Alt kısımda ise bir çift hoparlör, senkorinize doku ve şarj için girişleri görüyoruz. Ne yazık ki kulaklık jakı telefonun tepesinde bir oyuntuda. Bu durumda her nevi kulaklığı kullanmak için bir adaptöre ihtiyacınız olabilir...
Bir kötü özellik de iPhone’un pilinin değiştirilebilir olmaması. Bu da; bir sorun yaşadığınız zaman pili ancak Apple servisinde değiştirme imkanınız olacak demek oluyor.
Özellikler
iPhone’un telefon rehberi telefonun hafızasıyla sınırlı. Her bir kontakt 8 giriş alabiliyor: e-mail, web sitesi, adres, iş ünvanı ve departmanı, lakap, doğumgünü ve notlar... Arayanları gruplandıramıyorsunuz ama seçtiğiniz arkadaşlarınızı favoriler menüsünden tutarak hızlı erişim sağlayabiliyorsunuz. Kontaklarınıza istediğiniz bir resmi ve 25 polifonik melodiden birini atayabiliyorsunuz. Fakat dikkat edilmesi gerekn noktalardan biri de sesle arama yok ve MP3 dosyalarını zil sesi olarak kullanamıyorsunuz. Diğer temel özellikler; alarm saat, hesap makinesi, dünya saati, kronometre, zamanlayıcı ve notdefterini kapsıyor.
Gün veya ay olarak görünebilen takvim; aynı zamanda bir ajanda görevi de görüyor. Fakat haftalık görünüme sahip değil. Yeni randevu girmek için çok tıklamak gerekse de aarayüz temiz ve basit bir kullanım sunuyor. iPhone’un ajandasıyla Outlook kolaylıkla senkronize olabiliyor. Ayrıca iPhone Yahoo! Adres defteriyle de rahatça senkronize oldu.
Bluetooth ve kablosuz
iPhone, Wi-Fi ve Bluetooth bağlantısı sayesinde geniş kablosuz seçenekleri sunuyor. Çoğu akıllı telefonda bile unutulan Wi-Fi uyumluluğu, bizi mutlu eden özelliklerden bir tanesi oldu. Web’de gezinirken iPhone, otomatik olarak en yakın internet noktasını arıyor. Üzerinde bulunan Bluetooth 2.0, aramalarda oldukça güzel sonuçlar verse de iPhone’la birlikte A2dP stereo Bluetooth profiline de sahip olamıyorsunuz. Çok büyük bir ihtiyaç değil belki ama olsa daha iyi olabilirdi.
Apple’ın CEO’su Steve Jobs, iPhone’un 3G desteği eksiğini çok fazla pilden yemesi ve çok yer kaplamasıyla izah etmiş olmasına rağmen yine de bizim görmek istediğimiz özelliklerden.
iPhone'un iPod’u
Apple’ın bugüne kadarki en muhteşem iPod’u iPhone’un özellikleri arasına sıkıştırılmış. Ekran, arayüz,video kalitesi, ses kalitesi,,, her biri özenle yenilenmiş ve çok güzelleşmiş. Ne yazık ki, çok pahalı bir cihazın içine sıkışıp kalmış.
Kağıt üstünde bakıldığında iPhone’un iPod’u beşinci nesil iPod’lardan farklı özelliikler sunmuyor: podcast’lar, videolar, müzik ve çalma listeleri... Geri kalan önemli fark, tamamen iphone’un arayüzünde gizli. Birçok kişisel medya oynatıcıyla kıyaslandığında iPhone’un arayüzü açık ara farkla kendi kategorisini yaratıyor...
Tüm bunların dışında, işin gerçeği, iPhone’un iPod’unda fark eden tek bir özellik var; o da entegre hoparlör. iPhone’un hoparlörleri ince ve distorsyona eğilim gösteren bir yapı sergileseler de bir parçayı arkadaşınızla paylaşmak için ideal bir çözüm sunuyorlar. Ayrıca Apple, kulaklık ile hoparlörün sesini birbirinden bağımsız olarak kontrol edilmesini sağlayarak akıllılık etmiş. Bu sayede hoparlörün son sesine dayanmış bir şekilde müzik dinlerken dalıp da kulaklığı takarsanız kulaklarınız zarar görmüyor.
iPhone’un iPod’unun müzik ve video aktarma yeteneğinin manuel olarak kontrol edilememesi hoş bir haber değil. Daha önceki iPod’lardan farklı olarak iPhone, iTunes kitaplığından iPod ikonuna sürükle/bırak yöntemiyle içerik atrmanıza izin vermiyor. Özellikle limitli bir hafızaya sahip bir cihaz için bu şekilde müziğinizi kendi istediğiniz gibi ayarlayamıyor olmanız büyük bir eksiklik... Elbette bu noktada bir hafıza kartı yuvası da ne iyi olurdu demeden geçemiyoruz...
iPhone’un müzik kalitesi, beşinci nesil iPod’larla aynı seviyede gidiyor. Hatta aynı ekolayzır ayarlarına sahip...
iPhone ile video izlemek Creative Zen Vision:W’da olduğu kadar lüks bir rahatlık sunmuyor ama geniş ekranı ve yüksek kontrastlı parlak renkleri, kesinlikle beşinci nesil iPod’lara açıkara fark atıyor.
Kamera
iPhone’un 2 megapiksel kamerası oldukça şık bir arayüz sunuyor ama kamera ayarları mevcut değil. Bu da demek oluyor ki; çözünürlüğü değiştiremeyeceksiniz veya renk, kalite seçenekleri ve gfece modu seçemeyeceksiniz... Gece ışığı da kameranın eksiklerinden. Fakat tüm eksikliklerine rağmen kamera, testlerimizde oldukça başarılı sonuçlar verdi. Fotoğraf kalitesi; zenginparlak renkler ve temiz çizgiler sayesinde mükemmel sonuçlar verdi. Buradaki eksisi ise kendi fotoğraflarınızı çekemiyor olmanız...
Pil ömrü
Apple, iPhone’un 8 saatlik konuşma, 24 saatlik müzik çalma , 7 saatlik video oynatma ve 6 saatlik internet kullanımı sunduğunu söylüyor. Ayrıca bekleme süresi için de 10.4 gün süre biçilmiş. Biz iPhone’u Wi-Fi kapalı bir şekilde test ettiğimizde 7 saat 45 dakika konuşma süresi sundu. Wi-Fi açık konumda ise bu süre 4 saat daha aza indi... Video oynatma süresi ise 7.3 saat dayanarak bizi oldukça şaşırttı. Müzik çalma süreleri de oldukça etkileyiciyedi. Tek şarjla 28.4 saat müzik çalma süresi elde ettik. Tek bir özelliği kullandığınız zaman pil süresi daha uzun dayanıyor. Özellikler arası dolaştığınızda ise pil sürelerinden daha fazla yiyorsunuz.